Sizden Gelenler

Armutalanı’nda ilkokulda okuyordum. Bildiğiniz köy okulu. Hani şarkıda der ya: “Orda bir köy var uzakta; gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüz.” Öyle bir köy. Biz birleştirilmiş sınıfta, babam başımızda öğretmenimiz… Bazen ünite dergileri gelirdi okula. Yıl 1985 ve daha öncesi. O zaman öğrendim Ankara’da bir ablamız varmış. Bir de gazeteciymiş ha! (O zaman gazeteyi de bilmiyorduk ya.) O gönderiyormuş o dergileri bize.

Sonra üniversite sınavına girdik. Sonuçlar açıklandı. O zamanlar internet yok, akıllı telefon yok. (ÖSYM ve YÖK var ama.) Havva ablam Ankara’dan telefon edip ÖSYM numaramı isteyip sınav sonucumu erkenden bildirmişti bize. Yani sözün kısası bilirdim; yakın olmasak da görmesek de birbirimizi, Havva ablam orada bir yerde bizi izliyor, bizi gözetliyor.

Ve çok sonraları fark ettim; tüm bu zor ve çirkinliklerle dolu hayata onlar hazırlamış bizi. Ve böyle bir hayatta birbirimize yaslanarak tertemiz kalmayı öğretmişler. Bir bayrak yarışı gibi nesiller arasında aktarmayı sağlamışlar. Ve bu bayrak yarışının ilk koşucusuydu ablam.

— Yücel Günay