Annem, 15 sene önce tiroid ameliyatı olduktan sonra bozulan hormonlarının etkisiyle kendini sağlıklı yaşama vermişti. Eskiden de dikkat ederdi ama bu ameliyat onun için dönüm noktası olmuştu. Devamında, babam kansere yakalandıktan sonra sağlıklı yaşama olan ilgisi artmış, özellikle babamın şifalanması için araştırmadığı konu kalmamıştı. Bütün hastalığı boyunca babama çok iyi bakmıştı. O kadar iyi bakmıştı ki; akciğer kanserine yakalandıktan sonra beklenen yaşam süresi birkaç yılken ve kanser yıllar içinde tam tamına 4 kere metastaz yaparak 4. evreye kadar ulaşmışken, babam yaşamına 8 sene devam etmişti.
Babamı kaybetmek ona tabii ki çok zor gelmişti, özellikle kaybettiğimiz ilk yıl kendine gelememişti. Babamın hastalığının geldiği son nokta o kadar kötüydü ki, bu biraz da olsa bizi ölümüne karşı teselli etmişti. Annemin acısı ilk seneden sonra biraz daha hafiflemiş, devamında ise hayata sıfırdan başlamıştı.
Babamdan sonra kendini bağ bahçeye vermişti annem. Doğduğu, çocukluğunun geçtiği topraklarda, büyük dededen kalma arsaya, köye ev yapmıştık. Tam zamanlı oraya yerleşmişti, köklerine geri dönmüştü. Arka bahçesi tam bir üretimhaneydi. Bize, diğer akrabalara, bazen neredeyse bütün köye yetecek ürün çıkıyordu. Bostana ek olarak, düzenli olarak bağlarımızın peşinde koşturuyordu. Kendi şaraplarımızı yapıyorduk. Kurmuştuk bir hayal birlikte.
Bunların hiçbiri çalışkanlığını kesmemiş olacaktı ki, bir de kendini un sevdasına vermişti. Dededen kalma topraklara, bulduğu ata tohumu karakılçık buğdaylarını ekiyordu. Lezzeti o kadar güzeldi ki. Her sene ek bir şey daha öğrenip işleri büyütüyordu. En son senesinde karakılçıktan sadece un değil; tarhana, erişte, bulgur, her şeyi yapar olmuştuk. Tamamen ilaçsız, %100 organik bu buğdaylar hepimize şifa olmuştu.
Annemin insanlığa katkısı sadece sadece temiz üretim değildi. Herkesi düşünürdü. Birinin hasta olduğunu duysun, onu iyileştirmek için elinden geleni yapardı; hem doğru beslenme ile hem de maneviyat ile. Çevresinden birisinin başı ağrıdı mı, “Abla beni okur musun?” diye arardı annemi. Kilometreler öteden annemin bir okumasıyla karşıdakinin baş ağrısı geçerdi. Bu özelliğini tiye almak için “Sarı Hoca” derlerdi bizim ailede ona. Sarı Hoca gerçekten bir okudu mu iyileştiremediği kişi yoktu.
Bir kişiye karşı kötülük işlememiş, herkesin iyiliğini düşünen, kendini sağlıklı beslenmeye vermiş biricik anneciğim; 62 yaşında, hiçbir sağlık sıkıntısı yokken, ani bir kalp krizi ile hayata veda etti.
Küçüklüğümden beri bana gözü gibi bakmış, bütün kötü şartlara rağmen bir gram esirgememiş, elinden gelen her şeyi yapmış ve en önemlisi hiçbir zaman sevgisini eksik etmemiş annem; birlikte gezmek ve benim doğum günümü kutlamak için gittiğimiz İspanya’nın ücra bir kasabasında, benim doğum saatime 1 saat kala, bir şaraphanede gezi için lobide beklerken ani bir şekilde vefat etti. Ne bir veda edebildi, ne son bir söz söylemek için vakti oldu. 2 saatlik kalp masajının sonunda doktorlar “Ağır bir kalp krizi” diyene kadar kalp krizi olduğunu bile anlamadığımız bir durum olmuştu. İrfan abinin vefatından sonra annem 2023 yılında detaylı kardiyolog kontrollerinde geçmiş, her yıl düzenli yaptırdığı check upını en son Haziran ayında yaptırmıştı. 62 yıllık geçmişinde bir çok hastalık kaydı vardı, ama bunlardan en son sırada olan kalpti.
21 Ekim 1989 tarihinde, saat 14:40’ta doğmuşum. Üniversiteye gitmeye başladığımdan itibaren, annem beni her sene doğum günümde tam 14:40’ta aramaya başlamıştı. “Seni iyi ki doğurmuşum oğlum” derdi. Yurt dışında olduğum zaman bile saat farkını hesaplayarak ona göre arardı. Bunu bir gelenek haline getirmişti. Bir doğum günümde, tam saat 14:40 uçağa denk geldiği için bu sefer ben ona bir sürpriz yapmış ve tam saat 14:40’ta ona ses kaydı göndermiştim. Belki de 15 yıllık bir rutinimiz olmuştu.
Babamın kaybından sonra, birbirimize daha çok düşmüştük. Son yıllarda hiçbir doğum günümü kaçırmamış, hep sürpriz yapıp yanıma gelmişti.
Dünyada bir insana bile kötülüğü dokunmamış anacağım; oğlunun doğum gününde, oğlunun doğum gününü kutlamak için saatinin gelmesini beklerken vefat etti, bu sefer kutlamayacağını bilmeden. Acaba son saniyelerinde anlamış mıdır öldüğünü? Acaba kalp masajı yapılırken canı acımış mıdır? Yoksa tamamen gittiği için hiçbir şey hissetmemiş midir?
Şu an nerededir? Bu kadar kötülüğün olduğu bir dünyada, bir kişiye kötülük etmemiş anneme bu şekilde bir ölüm reva mıdır?
Umarım ki gittiğin yer; bu dünyadan daha adil, daha az acının olduğu, en azından kötülüğün cezasız kalmadığı bir yerdir. Umarım bir şekilde babama kavuşabilmişsindir. Umarım bu kadar ani bir ölümü ruhun kaldırabilmiştir. Umarım ki bu dünyadaki esaretin son bulmuştur.
Huzurlar içinde uyu anacağım.